Rıhtım Dergisinde Şiirimi...

Rıhtım Dergisinde Şiirimiz Yayımlandı Merhabalar. Rıhtım Dergisi 14. sayısında Bahar temasıyla okurlarıyla buluşuyor. Derginin bu...

Yağmur – Nurullah G...

Sesli Şiirler Dinlemek İçin Tıklayın MP3 format (15.59MB)              ...

Nazan Bekiroğlu’ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Bakü-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman. Balkan Savaşı yıllarında başlayıp I. Dünya Savaşı’na uzanan bir öykü… Trabzon’da ve Tebriz’de doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlaşan iki ırmak… Aslında çok ırmak… Tebriz’in meşhur...

Ahmet Bulgay - Uyku Hali

İlk telif eseri olan Bir Dünyanın Eşiğinde o, zamana kadar “coğrafyasında tek kıta, kafasında tek yarım küre” olan Meriç’in Asya’yı özellikle “Hint”i keşfidir. Olemp’i ararken Himalaya çıkmıştır karşısına 48 yılını gömdüğünü söylediği bu kitapta, düşüncesi ve şiiriyle, dini, felsefesi, masalıyla...

“Bir çağın vicdanı olmak isterdim; bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin. İdrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim; kelimeden, sevgiden...

Her medeniyetin tarihsel bir serüveni ve yapı tarzından ve inşasında kullanılan unsurlardan meydana gelen görünür bir bedeni vardır. Bir medeniyetin bu yönlerini incelemek kolaydır. Aslolan bir medeniyetin ruhunu, eğilimlerini, düşüncelerini, inançlarını, içsel çelişkilerini ve gizli ukdelerini incelemek; çeşitli içyapıları ve...

Canan Tan deyince benim aklıma ilk olarak Piraye gelir, iki kez okuduğum o efsane aşk. Daha sonra da En Son Yürekler Ölür ile o hüzünlü sevda öyküsü… Modern zamanın farklı coğrafyalarındaki aşkları anlatan Tan, Hasret’le bu kez bizi Kurtuluş Savaşı zamanlarına götürüyor. Savaş yorgunu bir...

Peygamber efendimize yazdığı ödüllü naatı Yağmur ile gönüllere taht kuran şair Nurullah Gençin tüm şiirleri tek bir kitapta toplandı: Mahrem ve Münzevi. Usta şairin kaleminden hayata armağan ettiği kelimelerle Allah ve Peygamber sevgisini yaşatan, aşkla tanıştıran, ayrılık acısını tattıran, hasret...

Her şeye “karşı” duran,”karşı” çıkan,”karşı” olan bir adam…Aylak Adam…Bir adı bile yok.”C.” diyor Yusuf Atılgan kısaca. Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman. 1 Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi. Bu sıkıntı...

Tutku… Güzellik… Aşk ve savaş. Sadece gönüllerin değil alınların, kemiklerin ve gözlerin alev alev yandığı savaş. Kahramanlarını, Yavuz Sultan Selim’i de Şah İsmail’i de tarihin merdivenlerinde bir basamak aşağı indiren bir basamak yukarı çıkaran savaş. Çaldıran… Şimdi Çaldıran ne 500...

”Nasıl herkese duyuruyum da sesimi diyeyim: Bu anlattığınız ben değilim, ben bu anlattığınız değilim. Yusuf’u ben nasıl yerim? Ben Yusuf’u nasıl yerim? Sözünün bu kısmına gelince kurt, nemli gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülmeye başladı. Gri tüylerle kaplı göğsü, ön ayakları...

Ben uydurdum bütün bu hikayeleri. Ama size şunu söylüyorum ki: Daha yüksekte duran bir gerçeği işaret etmek için bunca hikaye uydurdum. Demek istediğim, hepsi yalanken anlattıklarımın, anne kalbinde bir çocuk yokluğunun işaret  ettiği acı yalan değildi. Yalan değildi eşi zalim...

Sayfa 3 Toplam: 41234